“Nobel Edebiyat Ödülü Sağlığa Zararlı Olabilir mi?” başlığını görünce, ödülün yapıldığı malzemenin insan organizması üzerine zararlarını okuyacağımı düşünürken, Orhan Pamuk sataşmasının ortasına düştüm. Doç. Dr. Karlıkaya, Antalya'daki Türk Toraks Derneği 10. Yıllık Kongresi'nde sunduğu poster bildirisinde, Pamuk'un, halen dünyada en çok satan 10 romandan biri olan 'Kar'ında, 49 kez sigara kelimesinin, dokuz kez de yabancı marka bir sigaranın adının geçtiğine değiniyordu.
Medyatik başlıklar her zaman dikkat çekicidir. Benzer bir haber başlığını sigara paketi imajı verilerek Hemingway ve Kafka romanlarının basılması üzerine kurgulanmış bir yazıda da görmüştüm. “Hemingway sağlığa zararlı mı?”
Kişisel görüşüm illaki zararlı bir yazar aranıyorsa bunun James Joyce olduğu yönündedir. Ulysses adlı romanını yedinci okuma girişimim başarısızlıkla sonuçlandığında internette biraz araştırmıştım. Bu romanı bitirmeyi deneyen her yüz kişiden sadece biri başarılı oluyormuş. İnsanın kendisini 93 kez daha bunu denemek zorunda hissetmesi kesinlikle sağlığa zararlıdır, hiç değilse akıl sağlığına.
Sağlığa zararlı kavramı tam önümüzde şekilsiz bir ucube gibi durur. Her şey sağlığa zararlıdır: kablosuz ağ, kablolu ağ, telefon, naylon poşet, yılbaşı çamı, topuklu ayakkabı, topuksuz ayakkabı, tuz, un, şeker, yağ, karbonhidrat, protein, yatmak, kalkmak, uyumak, uyanmak, tuvalete gitmek, tuvalete gitmemek, kışın etek giymek, kravat takmak. Hatta İTÜ sözlükte sağlığa zararlı üç beyaz; Hitler, Bush ve Zekeriya Beyaz olarak geçer. Listeyi biraz daha fazla uzatıp yumuşak bir üslupla bunları yapmayın diyerek konuyu kapatabilirim ama henüz ilk yazıda moderatörü uyandırmak istemiyorum. Örneğin cep telefonu mesajları yazmak tekrarlayan hareketlere bağlı, ellerde bileklerde ve kollarda sakatlanmalara neden olabilir. Yani bir arkadaşınıza ziyarete gidiyorsunuz, kolu, bacağı, kafası sarılı yatakta. Geçmiş olsun hayırdır ne oldu diyorsunuz “sorma birader mesaj yazıyordum kaptırmışım” diyor. (Cepten alo derken merdivenden düşme bölümünü bilinçli olarak atlıyorum. Bakınız: Hileli Yazı Yazma Teknikleri; Kural 17)
Gülmeyin çünkü gülmekte sağlığa zararlı. Küfretmeniz gereken bir pozisyonda “müşteri velinimetimizdir” ilkesi ile nezaketen gülümsemek, kalp atım hızınızı arttırıyor, tansiyonunuz yükseliyor ve bütün vücut filtresiz fabrika bacası gibi zararlı madde üretmeye başlıyor. “Ama hak etti” düşüncesiyle kaplan pençesi veya el ense pozisyonu denemeniz sizin sağlığınıza daha yararlı gibi görünse de iş sağlığınız, müşterinizin sağlığı ve patronunuzun kalbi açısından açık riskler oluşturabilir.
Mangal yakmak sağlığa zararlıdır ama bunu bütün bir ayın yorgunluğunu atmak üzere piknik alanına gelmiş, keyifle yelpaze sallayan beyaz fanilalı, çizgili pijamalı, benim gibi ortalama bir Türk’e alaycı veya sert bir ifadeyle söylemek, söyleyenin sağlığı açısından ciddi bir zarar oluşturabilir.
İstanbul’da bir kebapçının “kolesterol molesterol hikâye, yağız Türk evlatlarını çelimsiz hanım evlatlarına çevirmek için gâvurlar uyduruyor” diye özetlenebilecek, ilkokul dörtten terk üslubundaki yazısını okuyup gülerken, elektronik postanızdaki ikinci iletiyi açıyorsunuz. İlaç şirketlerinin; “kan yağ oranlarının yüksekliği ve ilaçların bunlar üzerindeki etkilerini” abartması için araştırmaları nasıl yönlendirdiği üzerine gayet bilimsel bir eleştirel makale ile karşılaştığınızda aklınıza kebapçı geliyor ve sadece yutkunmakla yetiniyorsunuz. Temelde hayvansal kökenli katı yağ tüketimi, damarlarınızın tıkanmasını kolaylaştırır ve emekliğinizi nerede geçireceğinizi düşünmek zorunda kalmazsınız. Ancak hiç tüketilmemesi damarlarınızın esneme yeteneğini azaltır ve bütünlüğünün korunmasında güçlüklere neden olur.
Haftada iki çift bardak rakının ömrü uzattığı, kalbe iyi geldiği şimdiye dek uydurulmuş en uzun kuyruklu yalandır. Çalışma kırmızı şarapla yapılmıştır, hiç alkol tüketmeyenlerle haftada 35 mililitre kırmızı şarap tüketenler arasındaki kalp krizi geçirme riski çıplak gözle bakıldığında değil, sadece istatistiksel hesaplarda anlamlı sonuç vermiştir. Ve bu çalışmanın kontrollerinde aynı sonuca ulaşılamamıştır. Bu demektir ki “hiç kıvırmayın alkol sağlığa zararlıdır”.
Şakası yapılmayacak sağlığa zararı her şekilde kanıtlanmış en yaygın kullanılan nesne sigaradır. Bu başka bir yazının konusudur ve bir başka zaman anlatılacak.
İlaç kullanmak ve kullanmamak başlı başına sağlığa zararlıdır. Amerika Birleşik Devletleri’nde ilaç yan etkisine bağlı hastaneye tekrar başvurma oranı %30’dur. Yani 100 hastaya tedavi verirsiniz, 30 hasta verdiğiniz ilaçlar yüzünden hastanelik olur. Avrupa’da mide kanamasına bağlı hastaneye yatırılan hastaların %80’inde neden ilaç kullanımıdır (özellikle ağrı kesiciler). Türkiye’de ise tablo daha da ilginç bir hal alıyor. Türkiye’de hastaneye tekrar başvuran hastaların %25’inde başvuru nedeni düzensiz, eksik veya yanlış ilaç kullanımına bağlı iyileşmeme veya hastalığın ilerlemesi durumu.
Şişmanlık sağlığa zararlıdır ama bazen diyetler daha zararlı olabilir. Yaklaşık 70–75 kilogram ağırlığında hafif tombikçe bir kız arkadaşımız vardı. Her gördüğümde o güleç yüzünün verdiği cesaretle, kırmızı yanaklarını sıkmamak için kendimi zor tutardım. Önce diyetle başladı işe. Sonra vejetaryenliğe merak sardı. Önce kırmızı et, sonra tüm etler, sonra tüm hayvansal ürünler yaşamından çıktı. Bir gün, bitki tohum ve köklerini de yemediğini, sadece kendini yenileyebilen yaprak gibi bitki bölümlerini tüketmeye başladığını öğrendik. Havadaki zerreciklerden solunum yoluyla beslenme aşamasına geçmeden hemen önce karşılaştık. Yaklaşık 25–30 kilogramdı, asık, bembeyaz suratlı, cansız, göz küreleri çökmüş, ayakta zor duran haliyle, abartısız söylenişi iki dakikayı bulan şu cümleyi kurmuştu “Kendimi çok sağlıklı hissediyorum Uğur. Sana da tavsiye ederim”
Hayır, teşekkürler ben almayayım.
Sağlığa zararlı olduğu ileri sürülen şeylerin tümünü bir araya getirdiğinizde geride pek bir şey kalmıyor. Yaşamı ne umursamaz tüketimlerle ne de işkencevari diyetlerle zehir zemberek hale getirmenin çok fazla anlamı yok. Çünkü elinizde tüketebileceğimiz yedekte başka bir yaşam yok. Maalesef üç can hakkı sadece jetonlu bilgisayar oyunlarına özgüdür. Sağlığa zararlı kavramını yumuşatacak tek söz vardır ve onu da bizim atalarımız “azı karar, çoğu zarar” diyerek özetlemişlerdir. Abartmak sağlığa en zararlı olan şeydir ve bu bizim toplumumuzun kulağına hiç de yabancı olmayan bir kavramdır.
Denge; Çin felsefesinin temel taşıdır, hoşgörü ise Türk felsefesinin. Umursamazlık ve vur deyince öldürmek gibi iki uç nokta arasındaki dengeyi bulduğumuzda, cidden zararlı olduğunu bildiğimiz madde ve davranışlara karşı hoşgörü göstermek zorunda olmadığımızı algıladığımızda, sorun kendiliğinden çözülecektir. Bu aynı zamanda, çok yaşamak ve çok iyi yaşamak kavramlarının bileşkesi olacaktır.
Sağlıklı bir yaşam dilerim.
Dr. Uğur AFLAY
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır